Hepimizin bildiği, tanıdığı bir isim o. Kendine özgü tarzı, kalın kaşları, keskin ve hüzünlü bakışları ile merakımızı cezbeden asi ve cesur kadın Frida Kahlo. Hayatında acılar, aşklar ve hüzün hâkim. Günümüzde birçok kişinin ikonu ve severek tarzını yaşatmaya çalıştığı ender insanlardan. 6 Temmuz 1907 yılında Meksika’nın Coyoacan kentinde dünyaya gelen Frida Kahlo, 6 yaşında tanışır acıyla ve çocuk felci rahatsızlığı geçirir, bu hastalık bir ayağının engelli kalmasına sebep olur. Birçok kişinin böyle bir durumda içine kapanıp, öz güven eksikliği yaşadığını düşünürsek Frida Kahlo tam tersi bu kalıcı durumla dalga geçmeyi bile başararak, hastalığını kabullenir.

“Frida on White Bench,” photograph by Nickolas Muray, 1939. Submitted image
“Frida on White Bench,” photograph by Nickolas Muray, 1939. Submitted image

Meksika’da Ulusal Hazırlık Okuluna devam eder ve sanata olan ilgisini keşfeder. Bu dönemlerde bir acı daha onu beklemektedir ve 18 yaşında erkek arkadaşı ile birlikte bir trafik kazası geçirirler. Bu kazadan sonra terk edilir ve uzun bir süre yatağa mahkum olarak yaşamak zorunda kalır. Yaratıcı bir çözümle babası tavana bir ayna monte eder ve Frida bu ayna yardımı ile kendini resmeder. Böylece resme başlamış olur. Sonrasında dönemin ünlü ressamı Diego Rivieray’a resimlerini göstermek ister ve aralarında bir aşk doğar. Evlenirler ancak Frida bu kez de aldatılır ve ayrılırlar.

Yaşamının son dönemlerinde tekrar bir araya gelseler de ihaneti unutamayan Frida ve Diego yeniden ayrılırlar. Açtığı sergilerle dünya çapında tanınır. 1953 yılında da ülkesin de bir sergi açar. 13 Temmuz 1954 yılında akciğer embolisine bağlı olarak hayata gözlerini kapar.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.