Yaşam, bir tepkimedir, aynı zamanda bu tepkimenin diğer bireylerle iç içe geçmiş bağları mevcuttur. Bağlara bu açıdan bakıldığında bağımsız değil, kontrolleri, direktifleri, planları olan bir süreçtir, o nedenle düzenlemelere gidilmektedir. Bu düzenlemeler bir öğretidir. Bizi de ona bağlayan, kurallar keşfetmemize neden olan bu öğreti sürecinde ortaklık olgusunun varlığı olarak karşımızda durmaktadır.

Yaşam Üzerine Anlam Katmaktır

Yaşam Dediğimiz Süreç
Yaşam Dediğimiz Süreç

Bir bütün, ancak parçalar bir arada olursa bir bütündür, bir bütün parçalardan biri eksik kalsa da bir bütünlüğünü bozmamaktadır, ancak artık eksik bir bütündür. Eksikliği olan o noktaya geldiğimizde ise görünen, artık bunu bize endekslemekle görevli bir yapının yeni eylemleridir. Bu eylemler yeni yollar meydana getirmektedir.

Hayat denilen yapılanma gereksinimlerin bir sonuca bağlı kalarak giderilmesidir. Bireysel veya toplumsal bir ayrımı söz konusu değildir, aynı zamanda hiç durmayan sürekli bir akıcılık özelliğinin olması onu canlı kılan tek olgudur ve bu olgu gözlerimizin önünde kendini yenilemektedir.

Bizler, yaşamın bir parçası olarak kendisi ile olan bağın güçlülüğü karşısında ayakta kalabiliriz, aksi durumda kendimiz gibi hayatta tüketim göstererek zayıflığın ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Zayıflığımız karşısında ivme kazanabilmek için bizim bir sonuca ihtiyacımız vardır ve bu sonuç kendimiz için olumlu yönde gelişmesi adına aracılarımızı iyi kullanmayı salık verir.

Öyleyse, yaşam, biyofizik anlamda nasıl ana madde ise, kontrol etme isteği yerine onu anlama isteği de bir kuşkudan uzak olarak düşüncelerimizi ve bakışımızı netleştirecektir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.