http://www.hizli-zayiflama.com/wp-content/uploads/2008/10/diyet.jpgGerçekten de öyle. İnsan kiloları kiloyla alıyor ama sonra gramla veriyor; o da verebilirse.
Geçen hafta şişmanlama mekanizmasını anlatmaya başladım.
Bilerek eksik bıraktığım yerler vardı, bugün tamamlamaya çalışacağım.
Yemek yediğimizde kan şekerimiz artmaya başlıyor. Kan şekeri artınca beyin bir hormon salgılayarak pankreastan insülin üretmesini istiyor, bu arada bize de doyma hissi veriyor.
Doğal olarak yeme eylemiyle insülin salgısının başlaması ve doyma hissinin gelmesi arasında bir zaman geçiyor. Sağlıklı insanlarda bu zaman çok uzun değil ama benim gibi uzunca bir süredir şişman olan insanlarda bu zaman giderek artıyor. ‘Midem küçüldü’ ya da ‘Midem büyüdü’ denen şey bu işte.
Uzun süredir fazla kilosu olan insanlarda insüline olan tahammül artabiliyor; yani pankreas ne kadar insülin salgılarsa salgılasın kan şekeri yüksek kalmaya devam edebiliyor. Bu durum Tip 2 denen şeker hastalığına, oradan da bin bir türlü ölümcül hastalığa varabiliyor.
O yüzden vücudun bu basit çemberini bozmadan yaşamak çok önemli. Yani şekeriniz düşecek, acıkacaksınız; yiyeceksiniz şekeriniz yükselecek, insülin salgısıyla şeker dengelenecek, doyma hissi gelecek.
Aşırı yemek, bu çemberi bozmaya teşebbüs etmek demek. Yemeklerden sonra tatlı yemek, aynı şekilde.
Ve şimdi sıkı durun, yemekte protein ve sebzenin yanı sıra karbonhidratlı gıdalar almakla yemeğin üstüne baklava atıştırmak arasında da esasen hiçbir fark yok.
Bunların hepsi kan şekerini olması gerekenden daha fazla yükselten, dolayısıyla Tip 2 şeker hastalığına davetiye çıkaran kötü beslenme alışkanlıkları.
Vücutta direkt şekere dönüşen karbonhidratlara çok dikkat etmemiz gerek. Onlarsız da yapamayız, çünkü vücut ihtiyaç duyduğu pek çok vitamin ve minerali karbonhidratlardan alıyor. O zaman, karbonhidratları yerken dikkatli olmalıyız.
Doktorlar ve diyetisyenleri yıllardan bu yana ikiye bölen bir kavga var: Hayvansal yağlar mı kilo yapar, karbonhidratlar mı, diye. Ben bu kavgada karbonhidratların fazla kiloların temel sebebi olduğunu düşünenlerin yanındayım.
Mesela bir zamanlar diyeti çok meşhur olan Fransız doktor Montignac, karbonhidratları
ikiye ayırıyor: İyi karbonhidratlar ve kötüler diye. Mesela beyaz pirinç, beyaz un, patates, havuç vs. kötü karbonhidratlar.
Mesela geçen kış buz tutmuş yolda yürürken ayağı kayıp düşen ve beyin kanamasından ölen meşhur Dr. Atkins, vücutta fazla kiloları yağların değil karbonhidratların yaptığını öne sürüyor. Bu iddia pek çok laboratuvar deneyiyle kanıtlandı son dönemde.
Aslında bütün mesele, kan şekerinin düzeyiyle ilgili. Hemen şekere dönüşen karbonhidratlar kan şekerini gerekmediği kadar yükselttikleri için sakıncalı. Onları yememiz gerektiğinde, hiç değilse proteinlerle karıştırmadan, ayrı bir öğünde yemeliyiz.
Peki şişmanlamada kalorinin hiç mi etkisi yok?
Dr. Montignac bunun önemsenmeyecek düzeyde olduğunu söylüyor ama bence aşırıya kaçıyor. Elbette bir noktaya kadar aldığımız kaloriler de önemli. Eğer aldığımız kalori kadar gün içinde enerji harcamıyorsak şişmanlamak kaçınılmaz. Zayıflamaya çalışırken de, doğru diyetle birlikte düşük kalori almak da önemli.
Ancak şişmanlamak ya da zayıflamak denen şey bu teknik bilgilerle açıklanabilir bir şey değil. İşin hayat tarzını ilgilendiren yanları bence bu teknik mesele kadar önemli.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.